Webdeyakala | İletişim | Sitemap android apk hilesi indir,android hile indir,android oyun hilesi: annelik
annelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
annelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

BEBEK GÜNLÜĞÜ *** LOHUSA BUNALIMI ***

Günaydın.

Herkese mutlu sabahlar diliyorum!

Bir ay kadar önce mail kutuma düşen bir mail ile yazmaya karar verdiğim bu yazı, benim gibi, sevgili Pınar gibi lohusa bunalımı yaşayanlara bir nebze içini dökmek adına vesile olsun istiyorum. Hep " ayy aman ne güzel anneyim!" olamıyor maalesef. Bide bu madalyonun diğer tarafına bakalım isterim. Çünkü her kadın tek gün bile olsa bu bunalımı mutlaka yaşıyor değil mi?

hamile bunalımı


Sevgili takipçim bir gün bana uzunca bir mail atmış. sabah uyandığımda görmüş ve tam da içimden geçenleri yazdığı için kendisine teşekkür etmek hatta bu maili olduğu gibi blogumda yayınlamak için kendisinden izin istedim. Sağolsun. Elbette dedi!

Şöyle der ki kendisi,




velasıl durum bu!

Hepiniz yaşadınız mı?

Ben evet! Hatta bazen hala diyebilirim.

Tek başına çocuk büyüten aynı süreçte çalışan işlerini yetiştirmeye çalışırken, mesai yapan saat dokuzlar eve anca gelen baba, sürekli ilgi-oyun bekleyen bir bebek, yemek - temizlik derken kendimi unutuyorum. Hafta da bir gün belki iki dışarı çıkan, emzirdiği için sürekli acıkma haliyle boğuşan, tv de tüm dzileri gündüz kuşaklarını ezbere alan, banyo yapmaya bile fırsat vermeyen anneci bebek daha neler sayabilirim...

Sanki hep böyle geçecek gibi. Bundan sonra tüm hayatım bitmiş gibi!

Ha ama zamanı geri alıp, bebeğinden vazgeç deseler, geçmem. o ayrı!
Öyle de bi manyaklık şu annelik!

Geçicek demeyin, örneklerinizle gelin. Sakinleşmeye, teselliye ihtiyacımız var hepimizin. Deneyimli anneler yada yeni anneler sizden yorum bekliyor olacağız. Hem ben, hem bana mail atan Pınar ve niceleri gibi...!

Sizde durumlar nasıl?
RENKLİ GÜNLER ^_^
Etiketler: , , , , , ,

İYİ Kİ ANNEYİM!

Çok şükür!

Ben iyiki anneyim!

****

Ben anne olmasaydım eğer 

Topuksuz ayakkabılarla da şık olunabileceğini bilmeyecektim.

Hamileliğim esnasında 80'li kilolara kadar çıkıp kendi çapımda ilk defa bir alanda rekorumu kıramayacaktım. 

O küçücük ellerle renkli kartonlardan yapılmış bir kâğıt parçasının bu kadar değerli olabileceğini öğrenemeyecektim.




Kan yapsın diye danadili haşlayıp üzerine yumurta kırıp ağzının tadına da uysun diye çikolatalı pudingle karıştırmak gibi yaratıcılığın sınırlarını zorlayan tarifler keşfedemeyecektim hiç. 

Su almak için elimde kumanda ile buzdolabını açtığımda kumandayı buzdolabına koyacak kadar ya da evden çıkarken telsiz telefonu çantama atacak kadar kendimden geçmeyecektim. 

Birinin canı yandığında ötekinin bu acıyı hissedebilmesinin sadece ikiz kardeşlerde olduğunu sanacaktım. 

Sabahın köründe gözü kapalı mutfağa kadar gidip süt ısıtıp yine gözü kapalı dönme yeteneğini kazanamayacaktım. 

Üzümün çekirdeklerini tek tek çıkarmak için insanüstü bir uğraşa asla girmeyecektim.

Bir insanın gaz çıkarması beni bu kadar mutlu edemeyecekti. 

Büyüdüğünde arkadaşlarınla birlikte partilerde Süper Anne olarak eğlenmeyi hayal edemeyecektim.

Babanla belki daha az kavga edecek ama sevginin evlat denilen başka bir boyutuna giremeyecektik. 

Sevginin böylesine karşılıksız olanını hiç tadamayacaktım.

Telaşsız sevişmenin hayalini kuramayacaktım.

Annemi bu kadar çok sevdiğimi anlamayacaktım. 

Annesinden zorla ayırdılar diye "Uçan Fil Dumbo!" çizgi filminde böğürerek ağlamayacaktım. 

Geceleri kesintisiz uyuyacak hafta sonunda sabahları istediğim saatte kalkacaktım ama uyandığımda yanağıma konmuş minik ellerin sıcaklığı ısıtmayacaktı yüreğimi. 

Çantamda sürekli bisküvi ıslak mendil bir adet oyuncak düşer bir yerin kanar diye ayıcıklı yara bandı taşımayacaktım. 

Acıyı geçiren öpücüğün gücüne inanmayacaktım.

38'5 derece ateş beni de yakıp kavurmayacaktı.

Yağmur sonrası çamurlu sularda zıplamanın keyfine varamayacak sen bir lokma daha fazla yiyesin diye kalabalığın ortasında kafamda peçete dansı yapmayacaktım. 

Sen olmasaydın eğer yaşamın karmaşıklığını unutup tekrar basit yaşamayı öğrenemeyecektim.

Sen olmasaydın eğer ben asla "anne" olmayacaktım.

Bir çocuk doğduğu anda bir anne doğarmış Bu lafın doğruluğuna inanmayacaktım...




**alıntıdır**
Etiketler: , ,

HAMİLE GÜNLÜĞÜM *** ANNELİK İLE BEN NELER ÖĞRENDİM ***

Merhabalar millet!
İyi bir hafta geçirmenizi dileyerek içimde akan kelimeleri buraya dökmeye geldim.

Anne olduktan sonra, hayatımda öyle çok şey değişmiş ki, daha kucağıma bebeğimi almadan üstelik. Şuan beş buçukladık. Dördüncü aydan itibaren gerçekten hamile olduğumu anlamaya başladım. Ve 3 haftadır ise resmen içimdeki küçük kalbi hissediyorum. Anneler bilirler şimdi yazacaklarımı ama bilmeyenlere bu duyguyu biraz anlatmak istedim.

Bebeğim hayatıma girdiğinden beri neler yaşıyorum?



  • Artık çiçekleri koklayamıyorum,
  • Yepyeni korkuların sahibi olmaya başladım. Mevcut gelecek kaygılarım iki katına çıktı. Evet, kendime çok güvensem bile hep " acaba bu işi becerebilecek miyim? " düşüncesi içindeyim.
  • Artık kendi vücuduma daha fazla saygı göstermeye başladım. Besin değerlerini öğrendim, öğünlerim saatli, yediğim her şeyin etiketini okumaya başladım. Şimdi düşünüyorum da eskiden çoğu zaman üretim tarihlerini okumazdım bile.
  • Anne-babamı daha iyi anlamaya, daha fazla saygı duymaya başladım. sanırım bu duygu daha da artacak bebeğim büyüdükçe. Hiç unutmam doğum fotoğrafçısı çok sevdiğim Buse Eylem, ablam, ilk oğluna doğumu yapmadan önce gençlik döneminde oldukça serseri olduğunu, bebekten sonra ise annesinin ayaklarını öpmek için can attığını anlatmıştı. Lafın gelişi değil, hani annelerimiz diyor ya " anne olunca anlarsın " o bu kadar gerçekmiş meğer :)
  • Kalbim daha kolay kırılıyor fakat üzülürken bile yüz kere düşünüyorsunuz. Bebeğim stres olmasın diye. Bi arkadaşım nasıl bir duygu diye sormuştu. - " O kadar zor ve uzun ki bunu anlatmak dedim bence en iyi tarifini sana geçen yaşadığım bir konu ile anlatayım. Eşim hiç unutmadığı doğum günümü en hassas dönemimde unuttu. Ve öyle üzüldüm ki tarifi yok. Hormonlarda tetikliyor tabii. İnan ağlayamadım. Burnum sızlıyor, göz pınarlarıma yaş geliyor, hoop geri atıyorum. " Tamam sakin ol Ceren, derin nefes al, bebeği düşün! "
  • En çok kullandığım cümlem, belki de hayat felsefem " amaan bişii olmaz canım " 'ın yerini " ya olursa? " aldı. Artık bir şey yerken, bi yere giderken, bir şey kullanırken, bir şey kaldırırken iki kere düşünüyorum. Çünkü kendi canınızdan öte artık size bağlı bir can daha taşıyorsunuz.
  • Hayatınızın yeni anlamını günde ”bir milyon kez” düşünüyor, deli gibi sürekli kendi kendinize konuşur görünürsünüz dışarıdan. Oysaki bebeğinize neler anlatır, ne günaydınlar der, ne şarkılar söylersiniz.
  • Daha bebeğiniz karnınızda iken bile sorumluluklarınızın artışına şaşırıyorsunuz. İlgi alanlarınız bir anda değişiyor. Hiç bilmediğiniz bebek araba markalarını ezbere bilecek, alışveriş sitelerinde önceden istediğiniz elbise avında iken şimdi bebeğinize en farklı kostümleri aramaya başlayacaksınız. 



21. haftaya kadar canım oğlum ( ilk 1 ay hariç ) beni hiç zorlamadı. ve ben en zorlandığım anın bile keyfini çıkarmayı öğrettim kendime. Düşünsenize bir kadının ömründe ( tek doğum yaptığını düşünürsek ) sadece 9 aycık. Öyle az ki.. Biliyorum bu günleri çok özleyeceğim. Ve şikayet etmek yerine her anı keşfetmeyi deniyorum. Şimdi karnım ağrıdığında yatmak yerine yürümeyi tercih ediyorum mesela, bunun ona daha iyi geldiğini öğrendim. Yavaş yavaş birbirimizi keşfediyoruz sanırım ne dersiniz?

Hayat çok eğlenceli ve garip.

Dilerim isteyen, dileyen herkes bu duyguyu yaşar.



RENKLİ GÜNLER ^_^
Etiketler: , , , , , ,
 
Webdeyakala | İletişim | Sitemap
Destek : Film izle | İletişim | Sitemap Telif Hakkı © 2013. film izle online film izle - Tüm Hakkları Saklıdır.. Sitemizde yer alan tüm videolar, kaynak kodları ile video paylaşım sitelerinden alınmaktadır. Telif hakları sorumluluğu bu sitelere aittir videoların hiç biri sunucularımızda yüklü değildir. Hak sahiplerinin iletişim adresimizden talep etmesi halinde UYAR-KALDIR yöntemi işletilerek, istenen içerik iki iş günü içerisinde siteden kaldırılır.